Anasayfa / Bitkiler Alemi / Bitkiler de Yaralarını İyileştirir

Bitkiler de Yaralarını İyileştirir

BİTKİLER DE YARALARINI İYİLEŞTİRİR

fenodevi-yaralarini-onaran-bitkilerYeryüzündeki ekolojik dengenin ve canlılığın devamında son derece önemli bir role sahip olan bitkiler, pek çok üstün özelliklere sahiptirler. Örneğin bazı bitkiler kopan organlarını hiç zorluk çekmeden onarır ve yenileyebilirler.

 Bitkide belli bir doku kaybı gerçekleştikten sonra hücreler yeniden ve çok hızlı olarak çoğalmaya başlar ve kopan organın bulunduğu alanı yeniden doldurur. Bu olayın gerçekleşmesi ve hücre sayısının artması mitoz bölünme ile gerçekleşir.

                                      

 Yaralanmanin Ardindan Gerceklesen Suratli Onarma Mekanizması

Bitkiler yaralandıktan sonra hücrelerindeki kromozomlar çoğalır ve bu şekilde büyüme ve çoğalma için mutlaka gerekli olan proteinden daha fazla üretebilirler. Normalde bir beden hücresinin her bölünüşünde hücre çekirdeğindeki kromozomlar ikiye katlanır. Ancak bitkinin koparılan kısımlarında ise kromozomlar yine kopyalanır, fakat bölünme yaşanmadığı için hücre iki katı kromozoma sahip olur. Ve bu süreç devam ettiğinde kromozom kopyaları durmadan artar. Bu şekilde bitkinin kopan kısımları onarılır.

 Bilim adamlarının tere bitkisi üzerinde yaptıkları bir deney Rabbimiz’in bitkilere bahşettiği bu mükemmel özelliği tüm açıklığı ile ortaya koyar. Tere bitkisinin (Arabidopsis thaliana) filizi kopartıldığında ilk başta hücre başına sadece on kromozomu varken birkaç kopyadan sonra bazı hücre tiplerinde kromozom sayısı 320’ye kadar çıkar. Bu şekilde belli hücre tiplerinde kromozom sayısı çoğalmış ve bitki hem daha hızlı hem de daha iyi büyümüş olur. Bu tür endoreplikasyonlara (hücre içinde kromozom sayısının artması) özellikle iplik kurtları, çim tohumu ve kemirgenlerin plasentasında da rastlanır.

Bitkilerin Yaralarini Onarmalari

 Trafik kazaları veya iş kazaları gibi ciddi yaralanmalarda bazen insanların organları kopabilmektedir. Bu kopan organlarının tekrar yerine dikilebilmesi için bazı şartların oluşması gerekir. Kopan organın bütünlüğünün bozulmamış olması, çok fazla yaralı olmaması, onarılabilecek damar yapılarının sağlam olması gerekir. Ayrıca kopan organların soğuk ve kuru ortamda muhafaza edilmesi sıcaklığın +4 derece gibi sabit bir sıcaklıkta tutulması ve hemen hastaneye yetiştirilmeleri gerekir. Kopan organların yerine dikilmesi ise tıpta özel bir uzmanlık alanı gerektirir. Kopan organların yerine dikilmesi yani replantasyon ameliyatı yalnızca mikrocerrahi ve replantasyon eğitimi almış cerrahlarca gerçekleştirilebilir. Çünkü mikrocerrahi dikiş yöntemleri normal dikişlerden çok farklıdır. Cerrahlar genellikle ihtisas eğitimleri sırasında özel mikrocerrahi kurslarına katılarak damar, sinir onarımı yaparak mikrocerrahi yöntemlerini öğrenirler. Ameliyat sırasında uygun cerrahi alet, mikroskop (ya da büyüteçli loop gözlük) ve ameliyathane şartları gerekir. Bazı vakalarda birden fazla mikrocerrah gerekir. Görüldüğü gibi kopan bir organın tekrar yerine dikilmesi çok büyük bir özen ve bilgi birikimi gerektirmektedir. Eğer ameliyat öncesi ve sonrasında herhangi bir aksaklık olursa organın aktivitelerini yerine getirmesi imkansızdır. En önemlisi eğer bu organ tekrar yerine dikilemezse, insan vücudu kopan organ yerine yenisini üretemez.

Ana Bitkiden Ayrilarak Soylarini Devam Ettiren Bitkiler

Bazı bitkiler cinsiyet ayrımı olmadan, tek bir cinsin belirli yollarla çoğalmasıyla soylarını devam ettirebilirler. Bu gerçekleştirilen çoğalmaya eşeysiz üreme adı verilir. Bu şekildeki bir üremeden sonra ortaya çıkan yeni nesil kendisini meydana getiren neslin tıpatıp aynısı olur. Çünkü eşeysiz üreyen bitkilerin hücrelerinin her birinde, bitkinin tamamına ait genetik bilgi bulunur. Bu sayede bitkiden düşen parçalar ana bitkinin tıpatıp benzeri yeni bir bitkiyi oluşturabilirler. Bitkilerdeki en bilinen eşeysiz üreme şekilleri tomurcuklanma ve parçalara ayrılmadır.

 Bazı özel enzimlerin yardımıyla gerçekleşen bu üreme biçimi (tomurcuklanma veya parçalanma) pek çok bitkide görülebilir. Örneğin çimenler ve çilekler “sürgün” denilen yatay uzantılarını kullanarak çoğalırlar. Patates ise toprağın altında yetişen bir bitki olarak, bu kısımlarda açılan yeni özel yerlerden (gözelerden) tomurcuklar vererek çoğalır.

 Bazı tür bitkilerde ise yapraklarından bir bölümünün toprağa düşmesi, yeni bir bitkinin yetişmesi için yeterli olmaktadır. Örneğin Bryophyllum daigremontianum adlı bitkinin üremesi yapraklarının ucunda gelişen tomurcuklar sayesinde gerçekleşir. Bu tomurcuklar yere düşer düşmez, bağımsız birer yeni bitki haline gelerek, büyümeye başlarlar.

 Begonya gibi bazı bitkilerde de kopan yapraklar ıslak bir kuma yerleştirildiği zaman, bir süre sonra küçük yaprakçıkların oluştuğu görülecektir. İşte bu yaprakçıklar da yine çok kısa bir süre sonra ana bitkinin benzeri olan yeni bitkiyi oluşturmaya başlarlar

Sonraki Konu

Ortamı Taklit Eden Bitkiler

ORTAMI TAKLİT EDEN BİTKİLER                       …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.